Hz. Ali'nin "Kur'ân-ın sırrı Fâtiha'da; Fâtiha'nın sırrı Besmele'de; Besmele'nin sırrı da başındaki "B"dedir!" şeklindeki sözüyle Besmele'nin başındaki "B" harfindedir.
-Rahman ve Rahim olan ALLAH'ın özellikleri ve kudreti ile, hikmetinin eseri olarak, O'nun nâmına (ve O'nunla) bu işe başlıyorum.
"Besmele'nin sırrı "B" harfindedir. Meselâ Tevbe Sûresi'nin (Berâe Sûresi) başında Besmele yoktur, ama B harfiyle başlayan bir ayet vardır. Bu sûre "Beraetün" diyerek başlar. Kur'ân-ı Kerîm'deki sûreler Besmele ayetiyle başlar, fakat Besmele'den sonra B harfiyle başlayan hiç bir ayet yoktur. İşin sırrı Besmele'de saklı olduğu için, her sûrenin başında Besmele ayeti vardır. Sadece Tevbe Sûresi zaten "B" harfi ile (Berâe..) başladığı için Besmele yoktur."
Tevbe Sûresi'nin başında neden Besmele olmadığı hakkındaki tartışmalar yaşandı. Dahada ilerisi bundan dolayı bazıları küfre girmek pahasına bu surenin bazı ayetlerini inkâr etmeye dahi kalktı. Fakat aslında başında Besmele olmayan bu sûre "B" sırrını vurgulayan en önemli sûrelerden biridir bana göre... Hatta Kur'ân'daki surelerin neden Besmele ayetiyle başladıkları ve konunun "B" harfiyle alakalı olduğunu dahi bu sûreden anlamak mümkün.. Anahtar sûre Tevbe Sûresi yada diğer adıyla Berâe Sûresi'dir kanımca.. Çünkü işin sırrı Besmele'den ziyâde "B" harfinde gizlidir. Çok ilginçtir ama Kur'ân-ı Kerîm'de Tevbe Sûresi'nden başka hiç bir sûre "B" harfi ile başlamaz, başındaki Besmele ayetlerini saymazsak... Sadece Tevbe Sûresi "B"erâe... diye başlar ve onun da başında Besmele yoktur. (Yani B harfiyle başlayan tek sûre Tevbe Sûresi ve başında Besmele yok; diğer sûrelerin hiç biri B harfiyle başlamıyor, ama başlarında Besmele var. )"Neden?" diye düşünen ehlullah sonunda sırrın "B" harfinde olduğunu fark etmiş. Şifre B harfi... Sırrın "B" olduğunu anlayan için, Besmele ve Fâtiha'yı anlamak çok daha kolaylaşır. Aslında söz konusu "B" sırrı olunca, bu anahtarın işaretinin Tevbe Sûresi'nda (Berâe Sûresi)verilmesi ve sûrenin "B"erâetün diye başlaması da çok anlamlıdır. Konuya bu açıdan bakılınca bambaşka düşünsel ufuklara yelken açılabilir.
Berâe kelimesi; "aklanmak, yükümlülükten kurtulmak" veya "beri olmak, temiz ve suçsuz çıkmak" yada "iki şey arasında ilişki olmaması, kişinin bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğünün bulunmaması" anlamına gelmektedir. Ayrıca, ünlü Kur'an kelimeleri bilgini er-Rağıb el-İsfehanî de itizal sözcüğünü "Berâe" kelimesiyle açıklamaktadır. İtizal kelimesi ise şu anlama gelmektedir: Bulunulan yerden, konumdan veya içinde yaşadığı, kendi değer ölçülerine göre yönlendiremediği toplumdan bir kopma, ayrılma, ayrışmadır. Kur’an’ın, Allah Rasûlünün müşriklerden beri olduğunu oldukça sert, hatta "ültimatom" denebilecek bir üslupla bildirdiği sure, ilk kelimesine atfen "Berâe" adını almış, fakat "Tevbe" suresi olarak resmiyet kazanmıştır.
İşin daha enteresan yanı ise, Tevbe Sûresi'nin açıklanma biçimidir. Bu sûre inince Rasûlullah aleyhiselâtu vesselâm Allah'ın emirlerini hacdaki insanlara tebliğ etmesi için Hz. Ali'yi görevlendirir. Hz. Ali hac kafilesine ulaştığında Hz. Ebu Bekir, "Amir olarak mı geldin, yoksa memur olarak mı?" diye sorar. Hz. Ali de sadece sûreyi Mekke'de hacılara tebliğ ile me'mûr olduğunu bildirir. Hz. Ali bayramın birinci günü Akabe Cemresi yanında ayağa kalkarak kendisinin Hz. Rasûlullah tarafından gönderilmiş bir elçi olduğunu bildirir ve bir hutbe okur. Daha sonra bu sûrenin başından 30 veya 40 âyet okur. Yukarıda aktardığımız "B" sırrı ile ilgili sözün Hz. Ali'ye ait olduğunu da düşünecek olursak, tüm bu olup bitenler çok mânâlıdır. Hayatta hiç bir olayın tesadüf olmadığını ve özellikle Hz. Rasûlullah'ın her türlü fiilinin altında önemli bir sır yattığını görebiliriz. Bu konuları daha detaylı olarak düşünmenizi tavsiye ederim. Bu sayede başka sırlara da ulaşacağınızı umuyorum. Ayrıca, Hz. Ali'nin yukarıda aktardığımız sözünde Fâtiha Sûresi'nin önemine de dikkat çekiliyor. Bu sûrenin anlamını da düşünecek olursak, insanın hilafet sırrını daha kapsamlı şekilde anlayacağınızdan hiç kuşkum yok.
-Rahman ve Rahim olan ALLAH'ın özellikleri ve kudreti ile, hikmetinin eseri olarak, O'nun nâmına (ve O'nunla) bu işe başlıyorum.
"Besmele'nin sırrı "B" harfindedir. Meselâ Tevbe Sûresi'nin (Berâe Sûresi) başında Besmele yoktur, ama B harfiyle başlayan bir ayet vardır. Bu sûre "Beraetün" diyerek başlar. Kur'ân-ı Kerîm'deki sûreler Besmele ayetiyle başlar, fakat Besmele'den sonra B harfiyle başlayan hiç bir ayet yoktur. İşin sırrı Besmele'de saklı olduğu için, her sûrenin başında Besmele ayeti vardır. Sadece Tevbe Sûresi zaten "B" harfi ile (Berâe..) başladığı için Besmele yoktur."
Tevbe Sûresi'nin başında neden Besmele olmadığı hakkındaki tartışmalar yaşandı. Dahada ilerisi bundan dolayı bazıları küfre girmek pahasına bu surenin bazı ayetlerini inkâr etmeye dahi kalktı. Fakat aslında başında Besmele olmayan bu sûre "B" sırrını vurgulayan en önemli sûrelerden biridir bana göre... Hatta Kur'ân'daki surelerin neden Besmele ayetiyle başladıkları ve konunun "B" harfiyle alakalı olduğunu dahi bu sûreden anlamak mümkün.. Anahtar sûre Tevbe Sûresi yada diğer adıyla Berâe Sûresi'dir kanımca.. Çünkü işin sırrı Besmele'den ziyâde "B" harfinde gizlidir. Çok ilginçtir ama Kur'ân-ı Kerîm'de Tevbe Sûresi'nden başka hiç bir sûre "B" harfi ile başlamaz, başındaki Besmele ayetlerini saymazsak... Sadece Tevbe Sûresi "B"erâe... diye başlar ve onun da başında Besmele yoktur. (Yani B harfiyle başlayan tek sûre Tevbe Sûresi ve başında Besmele yok; diğer sûrelerin hiç biri B harfiyle başlamıyor, ama başlarında Besmele var. )"Neden?" diye düşünen ehlullah sonunda sırrın "B" harfinde olduğunu fark etmiş. Şifre B harfi... Sırrın "B" olduğunu anlayan için, Besmele ve Fâtiha'yı anlamak çok daha kolaylaşır. Aslında söz konusu "B" sırrı olunca, bu anahtarın işaretinin Tevbe Sûresi'nda (Berâe Sûresi)verilmesi ve sûrenin "B"erâetün diye başlaması da çok anlamlıdır. Konuya bu açıdan bakılınca bambaşka düşünsel ufuklara yelken açılabilir.
Berâe kelimesi; "aklanmak, yükümlülükten kurtulmak" veya "beri olmak, temiz ve suçsuz çıkmak" yada "iki şey arasında ilişki olmaması, kişinin bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğünün bulunmaması" anlamına gelmektedir. Ayrıca, ünlü Kur'an kelimeleri bilgini er-Rağıb el-İsfehanî de itizal sözcüğünü "Berâe" kelimesiyle açıklamaktadır. İtizal kelimesi ise şu anlama gelmektedir: Bulunulan yerden, konumdan veya içinde yaşadığı, kendi değer ölçülerine göre yönlendiremediği toplumdan bir kopma, ayrılma, ayrışmadır. Kur’an’ın, Allah Rasûlünün müşriklerden beri olduğunu oldukça sert, hatta "ültimatom" denebilecek bir üslupla bildirdiği sure, ilk kelimesine atfen "Berâe" adını almış, fakat "Tevbe" suresi olarak resmiyet kazanmıştır.
İşin daha enteresan yanı ise, Tevbe Sûresi'nin açıklanma biçimidir. Bu sûre inince Rasûlullah aleyhiselâtu vesselâm Allah'ın emirlerini hacdaki insanlara tebliğ etmesi için Hz. Ali'yi görevlendirir. Hz. Ali hac kafilesine ulaştığında Hz. Ebu Bekir, "Amir olarak mı geldin, yoksa memur olarak mı?" diye sorar. Hz. Ali de sadece sûreyi Mekke'de hacılara tebliğ ile me'mûr olduğunu bildirir. Hz. Ali bayramın birinci günü Akabe Cemresi yanında ayağa kalkarak kendisinin Hz. Rasûlullah tarafından gönderilmiş bir elçi olduğunu bildirir ve bir hutbe okur. Daha sonra bu sûrenin başından 30 veya 40 âyet okur. Yukarıda aktardığımız "B" sırrı ile ilgili sözün Hz. Ali'ye ait olduğunu da düşünecek olursak, tüm bu olup bitenler çok mânâlıdır. Hayatta hiç bir olayın tesadüf olmadığını ve özellikle Hz. Rasûlullah'ın her türlü fiilinin altında önemli bir sır yattığını görebiliriz. Bu konuları daha detaylı olarak düşünmenizi tavsiye ederim. Bu sayede başka sırlara da ulaşacağınızı umuyorum. Ayrıca, Hz. Ali'nin yukarıda aktardığımız sözünde Fâtiha Sûresi'nin önemine de dikkat çekiliyor. Bu sûrenin anlamını da düşünecek olursak, insanın hilafet sırrını daha kapsamlı şekilde anlayacağınızdan hiç kuşkum yok.
Labels: ALİ SIRRI , ALİNİN SIRRI , HZ ALİNİN SIRRI
0 yorum:
Yorum Gönder